Terapiye Başlamak İçin Krizde Olmak Gerekir mi?
Terapiye başlamak için kriz döneminde olmanın şart olmadığını, kendini anlama ve tekrar eden döngüleri fark etme üzerinden ele alan yazı.
Terapi, yalnızca yaşanan bir krizi atlatmaya yardımcı olmak için değil, kişinin kendisini ve yaşadığı güçlükleri daha iyi anlaması için de bir alan olabilir. Bazen benzer durumların tekrar tekrar yaşandığını fark ederiz. Örneğin bir ilişkide sürekli aynı şekilde tepki vermek, eleştirilme ihtimalinde yoğun kaygı yaşamak veya yapmak istediğimiz şeyleri sürekli ertelemek gibi döngüler içinde kalabiliriz.
Bu noktada terapi, yalnızca “Bu sorunu nasıl ortadan kaldırırım?” sorusuna değil, “Bu döngü nasıl oluşuyor ve ben bu döngünün içinde nasıl bir rol oynuyorum?” sorusuna da bakma fırsatı sunabilir. Terapi denildiğinde akla çoğu zaman kişinin hayatında büyük bir sorun yaşadığı, artık tek başına baş etmekte zorlandığı veya bir kriz döneminden geçtiği zamanlar gelebilir. Oysa psikolojik destek almak için mutlaka hayatımızın en zor döneminde olmamız gerekmez.
Bazen dışarıdan bakıldığında her şey yolunda görünebilir. Günlük sorumluluklarımızı yerine getiriyor, işimize veya okulumuza devam ediyor ve hayatımızı sürdürüyor olabiliriz. Buna rağmen kendimizi uzun süredir yorgun, sıkışmış, kaygılı veya mutsuz hissedebiliriz. Bazı düşünce ve davranışlarımızın bizi zorladığını fark edebilir, ancak bunları nasıl değiştireceğimizi bilemeyebiliriz.
“Yeterince kötü değilim” düşüncesi
Terapiye başlamak isteyen kişilerin zaman zaman “Benim yaşadığım şey terapi gerektirecek kadar önemli değil.” diye düşündüğü görülebilir. Oysa psikolojik destek almak için yaşadığınız güçlüğü başka insanların yaşadıklarıyla karşılaştırmanız gerekmez. Bir durumun sizin üzerinizde nasıl bir etkisi olduğu da önemlidir.
Örneğin sürekli ertelemek, kendinizi başkalarıyla kıyaslamak, hata yapmaktan kaçınmak, ilişkilerinizde sınır koymakta zorlanmak veya kendinize karşı oldukça eleştirel olmak hayatınızı tamamen durdurmayabilir. Ancak bunlar zaman içinde günlük yaşamınızı, ilişkilerinizi ve kendinizle olan ilişkinizi etkiliyorsa, üzerinde düşünmeye değer konular olabilir.
Başlamak için doğru zamanı beklemek
Terapiye başlamak için herkes için geçerli tek bir “doğru zaman” yoktur. Kimi zaman bir kriz, kişiyi yardım aramaya yöneltebilir. Kimi zaman ise uzun süredir devam eden ancak artık kişinin dikkatini çeken bir güçlük bu kararı beraberinde getirebilir.
Burada önemli olan, yaşadığınız güçlüğün başkalarına göre ne kadar büyük ve zorlu olduğu değil, sizin yaşamınızda nasıl bir yer tuttuğudur.
Terapiye başlamak, mutlaka bir şeylerin çok kötüye gittiği anlamına gelmez. Bazen kişinin kendisini daha iyi anlamak, tekrar eden döngülerini fark etmek ve hayatında değiştirmek istediği noktalar üzerinde çalışmak istemesi de terapi için bir başlangıç nedeni olabilir.
Bu nedenle terapiye başlamak için “Yeterince kötü durumda mıyım?” sorusundan çok, “Şu anda hayatımda değiştirmek veya anlamak istediğim bir şey var mı?” sorusu daha anlamlı bir başlangıç olabilir.